7 Mayıs 2014 Çarşamba

Yankı



Geçen gece vakti yolda yürüyorum, arkamdan yürüyen bir grup insan var. Bir aralık güzelce bir kızın gölgesiyle benim gölgem üst üste geldi. Hayallere daldım, yüzümde hafif bir gülümseme belirdi. Yani gölgeler buluşsa bile yeterdi, yetmedi. Kız çantasıyla kafama bir güzel vurmuştu, canım yandı. O farketmedi gitti, benim kalbim kırıldı.

Belki bir dakikalığına dinleseydi beni yanlış anlamazdı. Belki konuşsaydı gölgelerimiz, o vakit anlaşmak için bu yetersiz dile mahruz kalmazdık. Olsun canının acısı çabuk geçiyor insanın, tek gerçeğin acı olduğunu bilerek.

Tabi burada sorulması gereken bir soru ister istemez kendini gösterdi, ne demeye gölgeleri takip ediyorsun? Dönsen arkana konuşsan, o zaman belki de yakmazdı canını. Denemedim zannetmeyin dostlarım, denemesem böyle olur muydu?


Ben birinin ruhunu arıyorum, bir insanın ruhu nerede aranır ki? Arkamda olmama rağmen görebildiğim tek somut gölgen değil mi? Seni gölgelerde arıyor olamaz mıyım?

Uzun zaman önce bir hayal kurmuştuk seninle, o zamanlar seninle benim bir kişi olmanın derdinde olduğumuz zamanlardı. Seni görmesem, seninle konuşmasam içim bir fena olurdu. Seninle bir hayal kurmuştuk hani, hatırlıyor musun?

Kız Kulesi'nin hikayesini dinlediğimiz, dinlerken hayal kurduğumuz bir gündü. İkimizin aklındanda aynı şey geçmiş olmalı ki göz göze gelmiştik. Gönüllere inşa edilen bir Kız Kulesi bütün sorunlarımızı çözebilirdi.

Sonra seni aldım kendime sakladım, sen de aynısını yapmış olmalısın beni aldın kendine sakladın. Sonra zamanı belli değil kaybolmuşuz, bir olmanın çizdiği yoldan yokolmuşuz.

İşte o zamanlar birlikte yürüdüğümüz zamanlar, bazı bazı gölgelerimiz üst üste gelirdi. Gölgeleri takip etmeyi senden öğrendim, işaretleri okumayı da...

Derken kötü sonla biten bütün hikayeler gibi, kötü sonla bittik. Bittik bittik de şuradaki Kız Kulesi mi?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder