26 Mayıs 2014 Pazartesi

Yol



Seninle birlikte geldiğimiz uzun yolu hatırladın mı
Yol saçların gibi uzun gözlerin gibi meraklı
Nereye baksam sensin
Etten ve kemikten değil hayalden

Seni alıp kendime saklamıştım
Özgürlüklerini düşüncelerde bırakarak
En güzel hapisti bu 
Sana dair her şey kadar güzel

Ben ümitlerimle yoğurdum sevgimizi
Sen kalktın gittin oysa açık kapı yoktu
Kapıyı çarpıp gittin kapıyı kapadın gittin
Mahvoldum yokoldum hapsoldum

Sen gidince hapsolan bütün duygular kadar hapsoldum
Gözbebeklerimden kan geldi
Kan ağladım dudaklarımdan
Kan tuttu beni sevgilim

Neden sonuç ilişkisine bağlanamayacak kadar 
Kırdın örgülerini mantığın
Tuttun yara olan her yere 
Bir yara daha açtın
Nedenden neden oldu sonuçtan sonuç

Oysa ben seni masumca sevdim
Tenimdeki ateşle yakmadım
Eski zaman aşkları gibi özendim
Kırmadım tüketmedim bir kibrit boyu

Ama sen sevgimi neyle ölçüyorsun
Geçen zaman geçti mi ki
Hatıraları toplasan bir an eder mi
Ben bir an için kendimden vazgeçtim

Son mektubunda sende beni rüyalarında 
Görür müsün demiştin
Ve Rüyalarıma otopsi yapmıştın
Sen rüya olmayacak kadar güzelsin sevgilim

Benim rüyalarım dahası çirkin
Her anında bir insan kendini bırakıyor
Kanla çizilmiş resimler gibi iğrenç
Sen bilir misin sevgilim kanla çizilen resimleri

Hani en son sana dair hayaller kurmuştum
Şehrin üzerinde çirkin yüzler uçuyordu
Çirkin yüzler çirkin bir bela olmuştu
Hayal kurmayı yasaklamıştı cemiyet

Son çare seni alıp uzaklara kaçtım
Arkama hiç bakmadım enkazları görmedim
Ne varsa pis ne varsa belalı bıraktım
Soluğumuz tükenene kadar koşmıştuk

Dünyanın ucundan uzayın derinliklerine sarkınca
Bıraktığımız enkazının derinine daldık
Sırf yaşamasın diye sevgimiz
Cemiyet kendini yok etti

Söyle şimdi bundan mı bu yalnızlık
Geride bıraktığımız bu enkaz mı yaşamak
Sana kurduğum her hayal
Kurşun gibi çöktü yer yüzüne

Uzak dur sevgilim benden
Gelecek bizi haber veriyor
Geriye doğru bıraktığımız kabuk tanelerini takip ederek
Ulaşılmaz doğru olana

Uzak dur sevgilim benden
Zamanın akışını bozdun
Belli olmuyor başlangıç ve bitiş noktası
Böyle belirsizlik olmaz

Şüphesiz sen tehlikelisin
İçimde ne varsa sana dair 
Kalbimde siren sesleriye ötüyor
İri yarı itfaiyeciler bekliyorum


Yangınlarımı söndürmek kolay değil
Derinlere inmeye izin vermiyor bu dar geçitler
Zamanında öfkeyle kapamaya çalıştığım 
Sıkıldığı yerden patlamış geçitler

Bütün bu uzun şiire en nihayetinde şefkatini yerleştirmek isterdim
Saçlarımı okşarkanki o incelikti belindeki
Seninle sevişmeler bitmiyordu başlamıyordu
Her şey bir yudum kadar akıcı

Anlatsam daha bahsetsem dünyadan
Bütün bir karanlıkla siyaha boyamak istemem gözlerini
Oysa senin gözlerin eladır
İçinde istanbul boğazının parıltıları

Mesela sana öfke dolu iktidar sahiplerinden söz etmek istemem
O zaman incinirsin bir ülke topraklarında
Cebinde nüfus cüzdanın zincirli yaşamaktan
Kaçalım dersin sevgilim

İnsanlık alemi korksun diye atılan her silahta
Bedenimden fırlayan parçaları görseydin
Beni tamamlamak için kendini feda ederdin
Sana kendimi göstermek istemedim sevgilim

Yaşarken bir umut içinde güzellik
Belki bir günde bir ekmek parasıyla
Geçinmelerine izin vermediler
İçimde canavarlar birikti

Yapılan her haksızlığa çiğnenen her ete
Yürüğüm buruldu içimi seninle genişlettim
Yaşamak için damarlarına kan pompalayan sen
Şırıngalar dolusu kanımı emdiler

Issız adamlar bilmem kimden aldıkları güçle
Hayallerimi kovaladılar, ümitlerimi yakaladılar
Nerede bir küçük his kırıntısı gördülerse
Tutup açık pazara satmaya kalktılar

Bu yürek bu köleliğe daha fazla dayanamıyor sevgilim
Temele attıkları dinamit ayak bağlarımı çözdü
Düşünce uygarlıkları yerini hiç bir zaman aşka bırakmayacak
Gel boş ümitlerle kandırmayalım birbirimizi

Her seferinde tereddütle açtığın pencerini
Girilemez aralıkları hayallerle besleme
Ben gelmeyeceğim ama ben gitmedim
Aşk arafta yaşamakmış


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder