Özgecan için üzülüyorum, ailesi için üzülüyorum.
Adını bilmediğim binlerce insan için üzülüyorum, aileleri hala üzülüyor biliyorum bunun için ayrıca üzülüyorum.
Yaşadıklarının piskolojisini üzerinden atamamış binlerce insan için üzülüyorum, cehennemi yaşamış aileleri için üzülüyorum.
Üzülmek istiyorum daha çok üzülmek istiyorum, hınçla doluyorum.
İtalyan Barış Elçisi Pippa Bacca' nın Milano'da başladığı yolcuğunu Türkiye'de Gebze'de bitiren o hadise için üzülüyorum. Böyle bir olayın olma olasılığını kabaca hesap etmek istiyorum, matematik için üzülüyorum.
Yiğenim için üzülüyorum, böyle bir dünyaya doğduğu için üzülüyorum.
26 yaşında bir minibüs şoförü yanında bıçak taşımak zorunda mı bilmiyorum! Bunun için üzülüyorum.
Nihat Doğan gibi tiplere maruz kalmak zorunda olduğum yetmiyormuş gibi ona cevap vererek kahramanlaşan tiplere maruz kalmak zorundayım! Bunun için üzülüyorum.
Beren Saat'in yaşadıklarını yaşamış arkadaşlarım geliyor aklıma, aklıma ortaokul arkadaşlarım geliyor. Aklıma ortaokulda bunlara tepki göstermeyen ben geliyor. Kendim geliyorum! Bunun için üzülüyorum.
Arkadaşlarıma uyup yaptığım şakalar geliyor aklıma, aklıma nasıl bir kültürün parçası olduğum geliyor. Bütün bu fırlatılmışlık duygusunu bir kenara bırakarak, ben özür diliyorum. Bunun için üzülmüyorum.
Öncelikle dünya üzerindeki bütün kadınlardan özür diliyorum, ülkemin kadınlarından özür diliyorum.
Bütün bunlara ek olarak olayın daha farklı cereyan etmesi durumunda vereceğimiz tepki için üzülüyorum:
Diyelim ki adam minübüsten indi, kız da karşı koyamadı yanında biber gazı yoktu. Diyelim ki adam tecavüz etti ve öldürmedi. Diyelim ki ailesi polise şikayet etti, diyelim ki adam hapise girdi, diyelim ki 5 yıl ceza aldı. Ayaklandık mı idam edilmeli diye ayaklanmadık mı? İstatistikler ne söylüyor!
Ben bu yüzden başka bir şey öneriyorum :
Black Mirror'ın Justice Park'ını hayata geçirelim. Belki birebir değil ama, daha uygulanabilir bir modelini...
Bu Suphi denen adamla başlamalı. Cezaeviden çıkartılıp Adalet Müzesi'ne teslim edilmesini talep ediyorum. Yaşadığı süre boyunca yaptığının yükü altında ezilmeli, ve bunu insanlar izleyebilmeliler.
Çocuklar annelerine anne bu adam ne yapmış diye sordukları zaman "çok eski bir zamanda bir kızı taciz etmiş" diye cevap verecekler. Her çocuğun aklına şu kazınacak, "toplumda affedilemeyecek bazı suçlar vardır, bunların başında tecavüz gelir".
Tecavüz çok ilerki bir aşama aslında, öncelikle zihinlere birini taciz etmenin affedilemeyecek bir suç olduğunu kazımak lazım. Bunu yeni nesile eğitimle ve sanatla kolaylıkla aşılayabilirsin.
Ancak bugün bulunduğumuz şartlar altında, böyle bir kültürün içinde bu tür bir suçun cezası Adalet Müzesi'nde çekilmelidir. Ceza gösterilmelidir, zihinlere kazınmalıdır.
Ben demiyorum ki adama işkence edelim, idam edelim. Diyorum ki nasıl sefil bir durumda olduğunu, Özgecan'ın yaşadığı korkuları nasıl her gün yaşadığını görelim.
Böyle bir suçun olmadığ bir toplumda geçmişten kalma, suçun nasıl cezalandırdığını gösteren cansız Adalet Müzeleri kurulur.
Lakin adaletin olmadığı bir ülkede Adalet Müzesi yapıp içine ne koyacaksınız? İşte ben böyle bir müzeden bahsediyorum.







Hiç yorum yok:
Yorum Gönder