Bu haftaki beatiful strangerımız Sakıp Sabancı... İnsan nasıl bir miras bırakmalı sorusunun cevabını Sakıp Sabancı Müzesi'yle vermiş. Sadece köşke şöyle bir göz atmakla sanki cennete ilk adımı atmış gibi hissediyorsunuz. Bu köşk bir insana ya da bir aileye ait olamayacak kadar güzel, İstanbul kadar güzel.Sabancı Müzesi'ni değerli kılan ne varsa hepsinin üzerinde emek yazıyor, emek açılımını bilgiye ve meraka bırakmış. Yanında yürüdüğünüz ağaçların - merak edersiniz düşüncesiyle- isimleri yazılmış, "tavşan memesi, akdeniz defnesi" aklımda kalanlar. Atlı köşk olarak geçiyor Sakıp Sabancı Müzesi, bir köşke adını bir heykel veriyor.
Sakıp Sabancı'nın kişisel çabasından uzun uzun bahsetmek gerekiyor. Hat ve Kuran konusuna tam anlamıyla kafasını takmış, geniş bir koleksiyonu var. Bence bunlardan daha önemlisi duvalarda bulunan tablolar, paha biçilmezler.
İşte bu tablolardan bazıları :
Ivan Ayvazovski:
1-)Mehtapta Deniz
2-)Denizde Gün Batımı
3-)Kayalıklar
4-)Fırtına
5-)St.Petersburg Kalyonlar
Fausto Zonaro 'nun tabloları
Abdülmecid Efendi :
---Siste Kanyon
Pierre Désiré Guillemet :
--Halayık
Testi Taşıyan Kız
Kabak Taşıyan Kız
Gelelim Tanzimat'tan Cumhuriyet'e Türk Resmi sergisine, gerçekten de müzelerin ne kadar önemli olduğunu anlamamı sağlıyor bu sergi. Tonlarca kitap okumanız gereken yerde bu işe yıllarını vermiş bir uzmanının biraraya getirdiği eserlerle süzülmüş bilgiyi alabiliyorsunuz.
Benim sanata yaklaşmak gibi bir kaygım var,




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder