13 Temmuz 2014 Pazar

Bilgi ve Bilinç



İçimde yükselen sesleri durduramıyorum; saat 4.37... Bilgi ile bilinç arasındaki farkı görmesi 22 yıl almamalı bir insanın. Demokrasinin tanımını 22 yaşında hala "halkın kendi kendini yönetmesidir" diye yapıyorsa bir durup şöylemesine düşünmelidir. İşte saat 4.37 ve bunları 22 yıl sonra bugün düşünüyorum.

Nasıl oluyorda bu ülkenin en iyi üniversitesinde ki neye göre iyi olduğunu iyice sorgulamak gerekir okuyorum. Okuyor muyum? Okumak doğru bir değerlendirme aracı olmayabilir, en güzeli düş kurmaktan ötede düşünmek! Düşünüyor muyum? Neden düşünmeliyim sorusunun cevabını bana düşündürtmeyen bir sistemin içinde ne kadar düşünebilirim?

Bazen dev bir kavramın ufak bir yansıması bile çok büyük farkındalıklara götürebiliyor. En önemli farkındalık daha doğrusu en önemli hakkın şu yaşadığımız 21. yüzyılda birey olmak ve birey kalabilmek olduğunu görüyorum. Birey kendisinin, dünyanın ve haklarının farkında bu yüzden bütün yaşamının sorumluluğunu üzerine almış.

Birey olmak demek aileni karşına alarak ne olmak istediğini söylemek demek, üniversiteni karşına alarak duruşunu göstermek ve devletin uygulamalarına karşı biz bunu istiyoruz diyebilmek. Birey olmak demek olanları izlemek demek değil, olanları yaratmak demek en küçük olsa bile sistemi döndüren çarkın parçası olmak demek. Yani çark dengede dursun diye konulmuş küçük ağırlıklar olmaktan bahsetmiyorum, çarkı döndürmekten bahsediyorum.

Birey denilen kavramın önemini gördükten sonra ve birey gibi düşünmeye başladığında o zaman eğitim adına taleplerinin ne kadar düşük olduğunu farkediyorsun. Ve cahil sözcüğünü üzerine alınmayan hatta bunu bir komedi malzemesi olarak kullanan sözde eğitimli kişilerin aslında ne kadar çok bildiklerini görüyorsun. Peki nasıl oluyor da bilgi beraberinde bilinci getirmiyor?

Ne tür bir bilgi beraberinde bilinç getirir? Temelde basit gibi görünen ve bütün insanlık tarihine miras bırakılmış bir bilgi çoğu zaman böyle bir etkiyi beraberinde getirir. Fransız Devrimi gibi bir olayı düşünelim. Yeni bir çağ başladı ve çeşitli düşünce akımları, kavramlar ortaya çıktı. Bu çağı anlayabilmek için önce Fransız Devrimi'ni anlaman gerekiyor, peki gerçekten anladığını düşünüyor musun? Bugün kendime Fransız Devrimi'nin olmasını sağlayan kaç aydını okuduğumu sorduğumda hadi daha basidini sorayım "insan özgür doğar" diyen zihniyete bunu söyletenin ne olduğu sorduğumda aldığım cevaplar beni tatmin etmiyor.

 Daha anlamadığım o kadar çok kavram, olay ve düşünce var ki ister istemez 22 yıllık hayatımda nasıl bir eğitim aldığımı sormak durumunda kalıyorum. Bu nasıl bir eğitimdir ki bana birey nedir öğretmemiş, demokrasiyi anlatmamış, Fransız devrimi'ni sorgulatmamış? Siyaset, felsefe, bilim, sanat , laiklik gibi başlıkları söylememe zannediyorum gerek yoktur. İşte böylece saat 5. 30 oldu, bir saat daha geçti...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder